| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Küresel ısınma, küresel ısınma resimleri, küresel ısınmanın nedenleri, çevre kirliliği, hava kirliliği, küresel ısınmanın etkileriRSSYorum RSS
Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar< önceki | sonraki >
Yazılar

Muş 'ta "küresel ısınmaya hayır" yürüyüşü 

Muş'un Varto İlçesi Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO) öğrencileri 'Küresel Isınmaya Hayır' adı altında bir yürüyüş gerçekleştirdi. YİBO'nun bahçesinden start alan yürüyüş Milli Eğitim Müdürlüğü'nün binasına kadar öğrencilerin sloganları ile devam etti. Ellerine aldıkları 'Küresel Isınmaya Hayır', 'Dünya Çöl Olmasın', 'Gelecekte Susuz Bir Dünya İstemiyoruz' ve 'Eyvah Buzlar Eriyor' yazılı pankartlarla öğretmenleri eşliğinde yürüyen öğrenciler, vatandaşlardan küresel ısınma konusunda duyarlı olmalarını istediler.

Konuyla ilgili olarak bir açıklama yapan okulun bilim fen ve teknoloji danışman öğretmeni Özlem Yavaş, vatandaşları küresel ısınmaya karşı duyarlı davranmaları konusunda uyarmak için böyle bir yürüyüşe gerek duyduklarını söyledi. Yavaş "Küresel ısınma herkesin duyarlı davranması gereken bir konudur. Eğer çocuklarımıza temiz bir dünya armağan etmek istiyorsak bir insan olarak üstümüze düşen görevleri yerine getirmeliyiz. Çevremizi temiz ve bilinçli bir şekilde kullanmak zorundayız. Yoksa hepimiz yok olup gideriz" dedi.

Küresel ısınma çocuk gözüyle 

Küresel ısınmayı öğrencilerin gözüyle çözmeyi hedefleyen Şehit Fethi Bey İlköğretim Okulu, proje ortakları ile Fransa'da bir araya geldi. Almanya, Fransa, ve Çek Cumhuriyeti ile hazırlanan "Küresel Isınma konusunda bir çocuk ne yapabilir" başlıklı projenin üçüncü toplantısında; su ve enerji kaynaklarının tasarruf yöntemleri tartışıldı. Özel Şehit Fethi Bey İlköğretim Okulu Avrupa Birliği Eğitim Projesi çerçevesindeki Comenius Programı kapsamında proje üretmeye hak kazanmıştı.

Okul, Almanya, Fransa ve Çek Cumhuriyeti'nden devlet okullarıyla birlikte hazırlayacağı küresel ısınma konusunda 'Bir çocuk ne yapabilir?' isimli projenin çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Özel Şehit Fethi Bey İlköğretim Okulu'ndan 3 kişilik heyet 03-10 Mayıs tarihleri arasında Fransa'ya gitti. Heyet, Fethiye'de yapılan son toplantıda alınan kararların tartışıldığı Fransa ziyaretinde yeni kararla döndü. Toplantıya katılan 4 ayrı ülkenin öğrencileri, ekim ayında Çek Cumhuriyeti'nde yapılacak toplantıya kadar su ve enerji kaynakları ile bunların tasarruflu kullanma yöntemleri üzerine araştırma yapacak. Ekim ayında Çek Cumhuriyeti'nde ve Şubat 2009 tarihinde Almanya'da yapılacak toplantıların ardından projenin nihayete erdirileceğini anlatan Hüsmen, yapılan çalışmaların bir sergi ile vatandaşla paylaşılacağını ifade etti.

Kutup ayıları ve küresel ısınma 

İçişleri Bakanı Dirk Kempthorne, küresel ısınmanın neden olduğu Arktik deniz buzları seviyesindeki azalma sebebiyle, kutup ayılarının da “tehdit altındaki türler” sınıfına alınarak korunmasına karar verdiklerini açıkladı. Kempthorne, bu kararın, “kutup ayılarının da yakın gelecekte, nesli tükenme tehlikesi altında olan türler içine gireceği” anlamına geldiğini kaydetti.

ABD’nin, “Tehlike altındaki türler” (Endangered Species Act) yasasına göre türler, “tehdit altındakiler” ve “nesli tükenme tehlikesi altındakiler” olarak iki farklı seviyede listeye alınıyor.

Başta Grönland ve Norveç olmak üzere Alaska, Kanada ve Rusya’da yaşayan kutup ayılarının sayıları, küresel ısınmanın yanı sıra, çevre kirliliği ve yanlış avlanma nedeniyle de azalıyor.

Sera gazları en üst seviyede 

Antarktika’daki buzulların binlerce yıl önce oluşmuş, çok derinlerdeki bölgelerinden aldıkları örnekleri inceleyen bilim adamları, atmosferdeki karbondioksit ve metan gazı oranlarının son 800 bin yılın en yüksek seviyesinde olduğunu tespit etti. İsviçre, Fransa ve Almanya’dan bilim adamlarının katıldığı araştırmanın sonuçları, küresel ısınmaya neden olan gazların artmasından ve iklim dengesinin bozulmasından insanoğlunun sorumlu olduğu teorisini destekliyor.

Buzulların, yüzey seviyesinden 3200 metre derininde sıkışmış hava kabarcıkları içindeki karbondioksit ve metan gazı oranlarının ölçüldüğü araştırmayı yürüten Thomas Stocker, “Bugünün karbondioksit ve metan oranlarının, son 800 bin yıl içindeki herhangi bir zamana oranla, sırasıyla yüzde 28 ve yüzde 124 daha fazla olduğunu kesin olarak söyleyebiliriz” dedi.

Stocker, Çinli ve Avustralyalı uzmanların, bazı yerlerde derinliği 4 bin 500 metre derinliğe ulaşan buzullarda daha derine inme planları yaptıklarını, bunun mümkün olması durumunda, atmosferle ilgili 1,5 milyon yıllık “kayıtlara” ulaşılabileceğini söyledi.

Dünya’nın yörüngesindeki uzun dönemli periyodik değişimler nedeniyle, sanayi devriminden önceki son 800 bin yılda, sera gazlarının doğal azalma ve artma süreçlerine girdiği ve bunun da gezegenin 8 kez buzul çağına girmesine ve iklimin yeniden normalleşmesine neden olduğu biliniyor.

Nature dergisinde yayınlanan araştırmayı yürüten uzmanlar, Antarktika buzulunun derinlerinin keşfedilmesi için yürütülen bir Avrupa projesinde yer alıyor.

Hava kirliliği ve etkileri 

Bilimadamları trafikteki araçlardan kaynaklanan hava kirliliğinin potansiyel ölüm riski taşıyan kan pıhtılaşmalarına yol açtığını bildirdi.

BBC'nin haberine göre, Harvard Üniversitesi'nin İtalya'da yaşayan 2 bin kişi üzerinde yaptığı araştırmada, fosil yakıtların yanmasıyla ortaya çıkan küçük parçacıkların kanın pıhtılaşarak beyne gitmemesine sebep olduğu ortaya çıktı. Bu parçacıkların kalp hastalıkları ve felç riskini artırdığı biliniyordu.

Araştırmada daha önce kan pıhtılaşması tehşisi konulan 900 katılımcının yaşadığı yerlerdeki kirlilik seviyelerine bakıldı. Bu kişilerin tehşis konulmadan bir yıl öncesinde, diğerlerine göre daha kirli ortamlarda yaşadığı belirlendi.

Küçük partiküllerin metrekare başına 10 mikrogram artmasıyla, kan pıhtılaşması riskinin yüzde 70 yükseldiği belirtiliyor.

Bacakta oluşan kan pıhtıları, kan dolaşımıyla akciğerlere gidip buraya yerleşirse, potansiyel ölüm riski taşıyan damar tıkanıklıklarına yol açabiliyor. Pıhtılaşma riskinin uzun süre hareketsiz kalınmasıyla arttığı biliniyor. Özellikle uzun uçak yolculukları yapanların ve ofislerde hareketsiz oturanların risk altında olduğu kaydediliyor.

Minikler kirliliği oynadı 

Güzelyalı İlköğretim Okulu öğrencileri, dünyadaki her türlü kirliliği anlatan mesaj dolu bir oyun sergiledi. Tüm İnsanlığın geleceğini tehdit eden kirliliklerin minikler tarafından ustaca sergilendiği "Dünyayı Yanağından Öptük" adlı oyun büyük beğeniyle izlendi.

İzmir Özel Fatih Koleji'nde sahnelenen ve Pedagojik Tiyatro Yönetmeni, Eğitim ve Aile Danışmanı Tamer Dursun'un yazdığı iki perdeli müzikalin yönetmenliğini Güzelyalı İlköğretim Okulu Türkçe Öğretmenleri Yeşim Turgut ve Olcay Çınar yaptı.

2007-2008 öğretim yılında sergiledikleri Dokuz Canlı adlı oyunun ardından son olarak Dünyayı Yanağından Öptük adlı müzikali sahneleyen öğrencilerinin çevre kirliğinden, teknoloji kirliliğine kadar insanlığı tehdit eden her türlü soruna dikkat çektiklerini belirten Türkçe öğretmenleri Yeşim Turgut ve Olcay Çınar, "Her türlü kirliliği durdurmak için özellikle çevre kirliliğini anlatan bir oyun sahnelemeye karar verdik. Bunun için çözümün bir parçası olmak istedik. Çünkü başka bir dünya yok. Çocuklarımızı ve gelecek nesillere daha temiz bir dünya bırakmak ve tüketim toplumu olmamak için herkes elinden geleni yapmalı" diye konuştular.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Gap 

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin diğer bölgelere oranla bu sezon kuraklıktan daha çok etkilendiği, bunun tarımsal ürünlerde ciddi kayıplara yol açtığı belirtilerek, GAP'ın bir an önce tamamlanması istendi. Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Fahrettin Akyıl, yaptığı açıklamada, kuraklığın bu yıl bölge tarımını ciddi şekilde etkilediğini vurgulayarak, "Güneydoğu'da kuraklık oluyordu ama bu sene çok kötü vurdu. Hububat yok, ot yok. Buğday, arpa, mercimek bitti. Bölgede ayrıca meraların yeşermemesi sebebiyle hayvancılık da sıkıntıda. Bölgede kuraklık meralarda otlama imkanını ortadan kaldırdığı için çiftçilerimiz hayvanlarını satmaya başladılar. Hayvancılık sektörü de bitti. Bir zarar tespiti yapılmalı. GAP Projesi hayata geçmiş olsaydı kuraklıktan bu kadar etkilenmeyecektik. GAP'a sahip çıkmamız lazım, projenin bir anca önce bitirilmesi gerekiyor" dedi.

Şanlıurfa Ticaret Borsası Başkanı Abdülkadir Binici de, geçen yıl kuraklıktan çok fazla etkilenmeyen Güneydoğu'nun bu yıl diğer bölgelere oranla en sıkıntıda olan bölge olduğunu söyledi. Mardin, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Adıyaman'da kuru tarımda tam anlamıyla kuraklık yaşandığını kaydeden Binici, "Bu bölgelerde yüzde 100 kuraklık söz konusu. Kuru tarım yapılan bölgelerin tamamı bitti. Yüzde 80-85'i bölgemizde üretilen mercimeğin yüzde 80'i yok olmuş durumda. Aynı şekilde arpada da sıkıntı var. GAP Projesi'nin merkezi Şanlıurfa'da sulanabilen arazilerde buğday iyi. Pamuktan dönüş oldu. Bu alanların yüzde 80'i buğday ekili" diye konuştu.

Ana üretim sektörü: tarım sektörü 

Küresel ısınmanın olumsuz etkilerinin Türkiye ve tüm dünyada her geçen gün daha çok görülmeye başlandığına dikkat çeken Çukurova Pamuk, Yerfıstığı ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Yönetim Kurulu başkanı Hamza Öztürk, tarımın başta insan olmak üzere tüm canlılar için hayati önem taşıdığının bir defa net şekilde anlaşıldığını söyledi. İnsanların yiyecek ve giyinme ihtiyacının topraktan karşılandığını, bunun için önümüzdeki süreçte tarımın tüm dünyada daha da önem kazanacağını vurgulayan Öztürk, "14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü" dolayısıyla yayınladığı mesajda, "Hala ekonomimizin lokomotifi durumundaki tarımımızın, üreticilerimizin, bunun yanı sıra sayısı milyonları bulan çiftçi ailelerini temsil eden Birliklerin desteklenmesi ve kollanması gerektiğine inanıyorum. Bizi doyuran ve giydiren çiftçilerimizin kıymetini bilelim. Tarımımızın gelişmesi ve küresel ısınmanın muhtemel zararlarına karşı kısa, orta ve uzun vadeli planlar yaparak hayata geçirelim." dedi.

Cumhuriyet döneminden sonra uzun yıllar ülkemizde tarımın ulusal kalkınmanın temeli olduğunu hatırlatan Öztürk, "Geniş istihdam alanı yaratması, beslenme ihtiyacını karşılaması, sanayiye hammadde temin etmesi, nüfusunun yarısına yakınını bünyesinde barındırması sebebiyle tarım mutlaka desteklenmelidir" diye konuştu.

 

Öztürk, şöyle devam etti: "Tarımda gelişmiş ülkelere baktığımızda; tutarlı, ciddi ve uzun vadeli planlamalar yapıldığını, çiftçiye ve tarıma önem verildiğini, bu kesimin çeşitli sübvansiyonlarla desteklendiğini görüyoruz. Çünkü tarım sektörü; ülkelerin ekonomik ve sosyal alanda belirlenen hedeflere ulaşılması bakımından ana üretim sektörü olarak görülmektedir.

Otomotiv sektörü ve küresel ısınma 

İki yılda bir Frankfurt'ta düzenlenen ve otomobil yedek parça sektörünün nabzının tutan fuarlar arasında ilk sırada gösterilen Automechanika Frankfurt Fuarının 20'incisi bu yıl 16-21 Eylül 2008 tarihinde Frankfurt'ta gerçekleştirilecek. Fuarın bu yılki teması otomotiv sektörü ve küresel ısınma konusu olacak. Automechanika Frankfurt'a bu yıl 79 ülkenin katılacağı ve 220 firma arasında Türkiye'nin ikinci sırada yer aldığı, bu yılki fuara yaklaşık 4 bin 600'ü aşkın katılımcı ve 160 bin civarında bir ziyaretçinin gelmesinin beklendiği açıklandı.

Automechanika Frankfurt Fuarı hakkında bilgi vermek amacıyla düzenlenen basın toplantısında bir konuşma yapan Automechanika Fuarları Başkanı Stephan Kurzawski, sektördeki birçok firmanın yatırımlarını yapmak için bu fuarı beklediğini belirtti. Stephan Kurzawski, 300 bin metrekare fuar alanı üzerinde kurulan ve Frankfurt fuar ve sergi merkezinin tamamını kaplayan Automechanika Frankfurt Fuarı'nda ürün gruplarının , 5 ana kategori altında sergileneceğini ve grupların "Tamir ve Bakım", "Servis İstasyonları ve Araba Yıkama", "Parçalar ve Sistemler", "Aksesuarlar ve Tuning" ve bu yıl fuara yeni eklenen "Bilgi Sistemleri ve Yönetim" olduğunu söyledi.

 

Bu yılki fuarın ana temasının küresel ısınma ve onun otomotiv bakım ve yedek parça sektörüne etkisinin olacağı hatırlatan Stephan Kurzawski, fuarda emisyondan korunma ve karbondioksit azaltma alanlarındaki en son yenilikler ile sektörün dolum istasyonları ve sundukları servislerle ilgili önerilerin tartışılacağını kaydetti.

Küresel ısınma, çekirgeler ve keklikler 

Siirt Çevre ve Orman İl Müdürlüğü, küresel ısınmayla birlikte sayılarında artış olabilecek böceklere ve çekirgelere karşı önlem olarak 400 adet kekliği doğaya saldı. Siirt'te küresel ısınmanın etkisini göstermesiyle birlikte çekirge istilası ve zararlı böceklerin önlenmesi için kimyasal ilaç yerine biyolojik çözüm bulundu. Bölgede tarım arazilerine en çok zarar veren zararlı böceklerden 'Çekirge, tırtıl, meşe kesen' gibi böceklerin yok edilmesi için kimyasal madde kullanımı yerine doğaya keklik salınarak çözüm bulduklarını belirten Siirt Çevre Orman il Müdürü M. Hayri İlhan, "Kekliklerin 100 adedini Siirt İl Müdürlüğü'ne bağlı Batman yöresindeki tarım alanına, geri kalan 300 adedini de Siirt merkez, Kurtalan, Şirvan, Eruh, Baykan, Pervari ve Aydınlar ilçelerindeki tarım alanlarına paylaştırarak doğaya bıraktık'' diye konuştu.

24 Şubat tarihi itibariyle başlamış olan avlanma yasağının sürdüğünü belirten yetkililer, doğaya salınan kekliklerin yavrulama dönemi olduğundan avlanmadan çoğalmasının tarıma fayda sağlayacağını ifade ettiler.