| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Küresel ısınma, küresel ısınma resimleri, küresel ısınmanın nedenleri, çevre kirliliği, hava kirliliği, küresel ısınmanın etkileriRSSYorum RSS
Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar
9 "küresel ısınmanın nedenleri" etiketi kullanan gönderi "küresel ısınmanın nedenleri" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Obezler ve küresel ısınma 

Obez hastalarının ve aşırı kilolu insanların, küresel ısınmaya katkı yaptıkları belirtildi. Uzmanlar, zayıf veya normal külolu kişilerin daha az yedikleri ve bir yere ulaşmak için araca daha az ihtiyaç duydukları için, daha zayıf halk daha az yakıt ve daha az tarım faaliyeti anlamına geldiğine dikkat çekti. Uzmanlar, sera gazı emisyonunun yüzde 20'sinin tarımdan kaynaklandığını ve yakıt kullanımının da küresel ısınmaya etkisi olduğunu belirterek, obezlerin ve aşırı küloluların dolaylı yoldan küresel ısınmanın artmasını sağladığına dikkat çektiler.

Londra Tropikal Tıp ve Hijyen Okulu'ndan bir uzman heyetin gerçekleştirdiği araştırmada obez hastalarının ve aşırı kiloluların, kendilerini ve yedikleri gıdaları taşımak için daha fazla yakıta ihtiyacı oldukları belirtildi. İnsanların daha da şişman olmalarının problemi daha da kötüleştireceğine dikkat çeken uzmanlar, aynı zamanda buna gıda kıtlıkları ve yüksek enerji ücretlerinin de eklenebileceğini belirttiler.

 

Lancet dergisine konuyla ilgili gerçekleştirdikleri araştırmaları hakkında bir makale yazan Phil Edwards ve Ian Roberts adlı iki araştırmacı, "Giderek daha da ağırlaşıyoruz ve bu bir küresel sorumluktur" değerlendirmesinde bulundular.

Küresel ısınma ve leyleklerin dengesi 

Türkiye'de etkisini hissettiren küresel ısınma bitki örtüsünü olduğu gibi hayvanları da etkiledi. Dünyanın en büyük leylek kolonisinin bulunduğu Diyarbakır'da göçmen kuşlar önceki yıllara göre kuluçka dönemine erken girdi. Diyarbakır ve çevresinde kuş türleri konusunda 6 yıldan bu yana araştırma yapan Prof. Dr. Ahmet Kılıç, Leylek sayısında son 2 yılda azalma olduğuna dikkati çekerek, "Leyleklerin üreme merkezlerine erken gelmeleri ile birlikte erken doğacak olan yavrular yetersiz beslenmeden dolayı ölme riski ile karşı karşıya kalabilir" diye konuştu.

Diyarbakır Dicle Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Kılıç, dünyanın en büyük leylek kolonisinin bulunduğu Diyarbakır'da küresel ısınma nedeniyle leyleklerin dengesinin bozulduğunu söyledi. 2002 yılından buyana Diyarbakır ve çevresinde kuş türleri konusunda araştırma yapan Prof. Dr. Ahmet Kılıç, Diyarbakır'ı Bismil ilçesine bağlayan karayolu civarında bulunan yüksek gerilim hatları üzerinde 53 leylek yuvası tespit edildiğini ancak leylek sayısında küresel ısınma ile birlikte azalma görüldüğünü kaydetti. Diyarbakır'ın kuş cenneti olduğunu ifade eden Kılıç, "Türkiye'de 450 kuş türünün 270'den fazlası Diyarbakır'da bulunuyor. Bu kuşların en büyük kısmını leylekler oluşturuyor. Yapmış olduğumuz araştırmalarda Bismil ilçesinde 20 kilometrelik alan içerisinde 53 tane leylek yuvası tespit ettik. Bu, dünyanın en büyük leylek popülasyonu anlamına geliyor. Bu yuvaların 42'sinde aktif olarak kuluçka tespit ettik. Her yıl üreyen yavru sayısı 110'u geçmesine rağmen son 2 yılda leylek sayısında ciddi bir azalma olduğunu gözlüyoruz. Bu yıl yaptığımız araştırmada sadece 33 yuvanın aktif olduğunu tespit ettik. Leylek sayısında azalma nedenlerini araştırmak için bölgede hayvanların davranış biçimleri ve çevre koşullarını inceliyoruz" dedi.

Kutup ayıları ve küresel ısınma 

İçişleri Bakanı Dirk Kempthorne, küresel ısınmanın neden olduğu Arktik deniz buzları seviyesindeki azalma sebebiyle, kutup ayılarının da “tehdit altındaki türler” sınıfına alınarak korunmasına karar verdiklerini açıkladı. Kempthorne, bu kararın, “kutup ayılarının da yakın gelecekte, nesli tükenme tehlikesi altında olan türler içine gireceği” anlamına geldiğini kaydetti.

ABD’nin, “Tehlike altındaki türler” (Endangered Species Act) yasasına göre türler, “tehdit altındakiler” ve “nesli tükenme tehlikesi altındakiler” olarak iki farklı seviyede listeye alınıyor.

Başta Grönland ve Norveç olmak üzere Alaska, Kanada ve Rusya’da yaşayan kutup ayılarının sayıları, küresel ısınmanın yanı sıra, çevre kirliliği ve yanlış avlanma nedeniyle de azalıyor.

Sera gazları en üst seviyede 

Antarktika’daki buzulların binlerce yıl önce oluşmuş, çok derinlerdeki bölgelerinden aldıkları örnekleri inceleyen bilim adamları, atmosferdeki karbondioksit ve metan gazı oranlarının son 800 bin yılın en yüksek seviyesinde olduğunu tespit etti. İsviçre, Fransa ve Almanya’dan bilim adamlarının katıldığı araştırmanın sonuçları, küresel ısınmaya neden olan gazların artmasından ve iklim dengesinin bozulmasından insanoğlunun sorumlu olduğu teorisini destekliyor.

Buzulların, yüzey seviyesinden 3200 metre derininde sıkışmış hava kabarcıkları içindeki karbondioksit ve metan gazı oranlarının ölçüldüğü araştırmayı yürüten Thomas Stocker, “Bugünün karbondioksit ve metan oranlarının, son 800 bin yıl içindeki herhangi bir zamana oranla, sırasıyla yüzde 28 ve yüzde 124 daha fazla olduğunu kesin olarak söyleyebiliriz” dedi.

Stocker, Çinli ve Avustralyalı uzmanların, bazı yerlerde derinliği 4 bin 500 metre derinliğe ulaşan buzullarda daha derine inme planları yaptıklarını, bunun mümkün olması durumunda, atmosferle ilgili 1,5 milyon yıllık “kayıtlara” ulaşılabileceğini söyledi.

Dünya’nın yörüngesindeki uzun dönemli periyodik değişimler nedeniyle, sanayi devriminden önceki son 800 bin yılda, sera gazlarının doğal azalma ve artma süreçlerine girdiği ve bunun da gezegenin 8 kez buzul çağına girmesine ve iklimin yeniden normalleşmesine neden olduğu biliniyor.

Nature dergisinde yayınlanan araştırmayı yürüten uzmanlar, Antarktika buzulunun derinlerinin keşfedilmesi için yürütülen bir Avrupa projesinde yer alıyor.

Sera gazları ve G8 ülkeleri 

Gelişmiş 8 ülkenin oluşturduğu G-8'in çalışma bakanları, iş ve sendika çevreleri ile birlikte, küresel ısınmaya neden olan sera etkisi yaratan gazların emisyonunun azaltılmasında işyerlerinin katkısı konusunu görüşüyorlar. Japon yetkililerin verdiği bilgiye göre, Japonya'nın Niigata kentinde başlayan toplantıda, Temmuz ayında yapılacak olan G-8 liderler zirvesi öncesinde küresel çevre girişimlerine destek konusu ele alınacak. Çalışma bakanlarının, ayrıca gelir eşitsizliği, mali piyasalardaki belirsizlik gibi konuları da görüşmesi bekleniyor.

Bu arada, dün yapılan ve aralarında ILO ile OECD gibi kurumların temsilcilerinin de yer aldığı toplantıda, G-8 ülkelerinden, işyerlerinde çevre korumanın ve sürdürülebilir işgücü piyasasının geliştirilmesi istendi.

 

Açıklamada, G-8 ülkelerinin, tüm sektörlerde daha fazla çevreyle dost bir yaklaşımı geliştirmesi gerektiği kaydedildi.

Sahra 'nın çölleşme süreci 

Bir zamanlar yeşillik bir bölge olduğu bilinen Sahra Çölü'nün, sanılanın aksine birdenbire değil, yavaş yavaş bir çöle dönüştüğü ortaya çıktı. Gelecekte iklimlerin nasıl olabileceği konusuna ışık tutmak için gerçekleştirilen bir araştırmada dünyanın en büyük çölü Sahra'da muhtemelen küresel ısınmadan dolayı ani değişiklikler olduğuna dair bir ize rastlanmadığı belirtildi.Sonuçları Science dergisinde yer alan araştırma kapsamında Çad'ın kuzeyinde bulunan Yoa Gölü'nü inceleyen uzmanlar, buradaki polenleri, sporları ve su bitkilerini inceledi. Araştırma sonunda bir zamanlar yeşil bir vadi olan Sahra'nın, 6 bin yıl önce çöle dönüşmeye başladığını ve bu sürecin 2 bin 700 yıl sürdüğü belirlendi.

 

Son 10 bin yıl içindeki en büyük çevre dönüşümlerinden birini ortaya çıkaran bu araştırma sonuçları, Sahra'nın daha önce ani bir değişimle dünyanın en büyük çölü haline geldiği şeklindeki düşüncelerin de yanlış olduğu iddialarına da karşı geliyor. Belçika, Kanada, Amerika, İsveç ve Fransa'dan gelen uzmanların oluşturduğu araştırma heyetinin başında bulunan Almanya'nın Cologne Üniversitesi'nden Stefan Kropelin, "ani değişim" hipotezinin şaşırtıcı olduğunu; ancak hala kabul edildiğini söyledi.

Küresel ısınmanın nedeni sera gazları 

Bossa Denim ve Spor Giyim, tekstil dünyasındaki ekolojik gelişmeleri tartışmak üzere düzenlediği, "Bossa Denim Geleceğe Bakıyor" sempozyumunun üçüncüsünü İstanbul ve Adana'dan sonra İzmir'de gerçekleşti. Ege Üniversitesi(EÜ) Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü'nde yapılan sempozyumda, Tekstil Mühendisliği Bölümü öğrencileri ve akademisyenleri ile tekstil uzmanları bir araya geldi.

Konferansta "Küresel Isınmanın Dünyaya ve Tekstil Sektörüne Etkileri" konulu sunum gerçekleştiren Tekstil Araştırma Derneği (TADER) Başkanı Prof. Dr. Işık Tarakçıoğlu, dünyayı bekleyen en büyük tehlikenin küresel ısınma olduğunu kaydetti. 150-200 yıl sonra Dünya'nın yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalacağını belirten Prof. Dr. Tarakçıoğlu, "Küresel ısınma tehlikesine teknolojik gelişmeler, sanayi ve atmosfere gönderilen sera gazları yol açmaktadır. Bu nedenle de Avrupa ülkeleri Kyoto Sözleşmesini imzalamaktadırlar. Ancak, Türkiye ve ABD'nin bu sözleşmeyi imzalamamaktadır. Bu yüzden de ileriki yıllarda üretilen ürünler satılamayabilir. Ben Türkiye'nin bu sözleşmeyi imzalaması gerektiğini düşünüyorum" dedi.

 

Yapılan araştırmalara göre 4 yıl sonra Kuzey Kutup Buzullarının eriyeceğini kaydeden Prof. Dr. Tarakçıoğlu, "Deniz yükseliyorsa bunun arkasından kasırgalar ve seller gelecektir. Söylediklerimiz gelecek değil şu andır. Gittikçe hızlanan bir tehlikenin içindeyiz" şeklinde konuştu. Türkiye'nin bu yüzyılın sonunda daha kurak hale geleceğini ve yağışsız gün sayısının yüzde 50 artacağını dile getiren Prof. Dr. Tarakçıoğlu, kullanılan ürünlerin üretilirken de, kullanılırken de, yok edilirken de çevre dostu olmalarının öneminin her geçen gün arttığını söyledi.

Sera gazları ve küresel ısınma 

Küresel ısınmaya neden olan sera gazlarına göz ardı edilemeyecek düzeyde katkıda bulunan sığır sürülerinin bu etkisini azaltmak için bilim adamları kolları sıvadı. Avustralya-Yeni Zelanda ortaklığındaki Gramina biyoteknoloji şirketinden bilim adamaları, hem sığırların ürettiği metan gazının oranını azaltabilen, hem de çok sıcak iklimlerde yetişebilme özelliğine sahip ot yetiştirmeyi amaçlıyor.

Test aşamasında, ottaki O-metil enzimini ortadan kaldırarak, buğdaygillerin yapısal özelliklerini yok etmeden sindirilebilirliği daha yüksek ot "yaratmayı" başaran bilim adamları şimdi "Chemistry&Industry" dergisinde yayımlanan araştırmalarını hayata geçirmeyi planlıyor.

 

Atmosfer içerisinde daha etkili yalıtkanlık yaratan metan, kömür, doğal gaz ve petrolün üretim ve taşınması esnasında atmosfere katılıyor. Metan, büyükbaş hayvanlar başta olmak üzere kimi hayvanların sindirim yan ürünü olarak da ortaya çıkıyor. Ayrıca atık alanlarındaki organik maddelerin bozuşmasından da çıkabiliyor.

Küresel ısınmanın nedenleri 

İklim sistemi içsel ve insani etkiler, güneş hareketleri ve sera gazları, vb. nedenlerden etkilenmektedir. İklimbilimciler (klimatolog) küresel ısınma konusunda hem fikirdirler. Bu değişimin detaylı nedenleri açık bir araştırma alanıdır ama bilimsel çoğunluk sera gazlarının son zamanlardaki sıcaklık artışının başlıca nedeni olduğunu belirtmektedir.

Atmosferdeki karbondioksit (CO2) ve metan (CH4) oranlarındaki artış dünya yüzeyinin sıcaklığını yükseltmektedir. CO2 oranındaki artış dünyanın yüzeyini ısıtmakta ve kutuplara yakın buzların erimesine yol açmaktadır. Buzlar eridikçe yerlerini kara veya sular almaktadır. Kara ve suların buza oranla daha az yansıtıcı olması güneş ışınımı emilimini arttırmakta ve dolayısıyla buzullarda daha fazla erimeye yol açmaktadır.