| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Küresel ısınma, küresel ısınma resimleri, küresel ısınmanın nedenleri, çevre kirliliği, hava kirliliği, küresel ısınmanın etkileriRSSYorum RSS
Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar< önceki| sonraki >
15 "küresel ısınmanın sonuçları" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"küresel ısınmanın sonuçları" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Canlılar ve küresel ısınma 

Doğal Hayatı Koruma Vakfının, yüzlerce balık, kuş, memeli ve böcek türünün akıbetinin araştırıldığı Yaşayan Gezegen Endeksine göre, hayvan sayısı ortalama yüzde 27 oranında azaldı. Daily Mail’in haberine göre raporda, hayvanların aşırı avlanılması, yeni tarım alanları açılması sonucu doğal yaşam ortamlarının daralması, hayvan ticareti, kirlilik ve insanoğlunun yol açtığı iklim değişiminin kurbanı olduğu bildirildi.

Amur (Mançurya) kaplanlarından şempanzelere, yeşil kaplumbağalardan kutup ayılarına kadar 1400 türü kapsayan araştırma çerçevesinde, hayvan sayılarıyla ilgili 4000 araştırma da incelendi.

Araştırma sonucunda, karada yaşayan hayvanların sayısının 1970 ile 2005 arasında dörtte bir oranında azaldığı, suda yaşayan canlıların sayısınınsa yüzde 29 oranında düştüğü saptandı.

Vakfın İngiltere şubesi kampanya başkanı Colin Butfield, “çevre meselelerinde bilincin giderek artmasına karşın gidişatın kötüye doğru olması alarm verici” dedi.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı genel müdürü James Leape de, bunun etkisinden kimsenin kaçamayacağını çünkü küresel çeşitliliğin azalmasının daha az yeni ilaç bulunması ve doğal felaketlere daha açık olmak anlamına geldiğini söyledi.

Bununla birlikte son yıllarda bazı hayvan türlerinin sayılarında artış olduğu, bunların arasında Sibirya kaplanlarıyla bazı bölgelerindeki Afrika fillerinin bulunduğu kaydedildi.

Küresel ısınma ve hastalıklar 

Dünya genelinde her geçen gün etkisini daha fazla hissettiren küresel ısınmanın, hayvan ve insan sağlığını tehdit eden birçok hastalık etkenini taşıyan böceklerin yaşam alanlarını değiştirmesine ve genişletmesine neden olduğu bildirildi. Uludağ Üniversitesi (UÜ) Veteriner Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Aydın, Türkiye'nin içinde bulunduğu iklim kuşağının, küresel ısınmadan oldukça fazla etkilendiğini söyledi.

Geçen yüzyılda Türkiye'nin de yer aldığı kuşakta ortalama sıcaklığın 0.8 derece arttığını, bunun 2100 yılına kadar farklı odaklarda 1.5 ile 4.5 derece daha yükseleceğinin bildirildiğini ifade eden Prof. Dr. Aydın, küresel ısınmayla birlikte denizlerin su seviyesinin de gelecek 100 yıl içinde 47 santimetre artacağını bildirdi.

 

“HEM KUZEYE HEM GÜNEYE YAYILDILAR”

Prof. Dr. Levent Aydın, küresel ısınmanın, hayvan ve insan sağlığını tehdit eden birçok hastalık etkeni ve onu taşıyan böceklerin, yaşam alanlarını değiştirmesine ve genişletmesine neden olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Birçok parazit, bulundukları ortama adapte olma özelliğine sahiptir. Ayrıca 18-26 derecelik çevre ısısı ve yüzde 60-80'lik nispi nemde en ideal gelişme ve çoğalma şansı bulurlar. Geçtiğimiz yıllarda Afrika'ya özel tropikal birçok parazit türü küresel ısınmanın etkisiyle ekvatordan hem kuzeye hem de güneye yayılarak etki alanlarını genişletmiştir. Özellikle tropikal Afrika'ya göç eden kuşlar da geri dönüşlerinde bu parazitleri yeni odaklara taşımaktadırlar. Bu canlılar küresel ısınma sonucu yeni odaklara kolayca adapte olabilmekte ve taşıdıkları enfeksiyon etkenlerini yeni bölgelere yaymaktadırlar.”

Küresel ısınma ve leyleklerin dengesi 

Türkiye'de etkisini hissettiren küresel ısınma bitki örtüsünü olduğu gibi hayvanları da etkiledi. Dünyanın en büyük leylek kolonisinin bulunduğu Diyarbakır'da göçmen kuşlar önceki yıllara göre kuluçka dönemine erken girdi. Diyarbakır ve çevresinde kuş türleri konusunda 6 yıldan bu yana araştırma yapan Prof. Dr. Ahmet Kılıç, Leylek sayısında son 2 yılda azalma olduğuna dikkati çekerek, "Leyleklerin üreme merkezlerine erken gelmeleri ile birlikte erken doğacak olan yavrular yetersiz beslenmeden dolayı ölme riski ile karşı karşıya kalabilir" diye konuştu.

Diyarbakır Dicle Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Kılıç, dünyanın en büyük leylek kolonisinin bulunduğu Diyarbakır'da küresel ısınma nedeniyle leyleklerin dengesinin bozulduğunu söyledi. 2002 yılından buyana Diyarbakır ve çevresinde kuş türleri konusunda araştırma yapan Prof. Dr. Ahmet Kılıç, Diyarbakır'ı Bismil ilçesine bağlayan karayolu civarında bulunan yüksek gerilim hatları üzerinde 53 leylek yuvası tespit edildiğini ancak leylek sayısında küresel ısınma ile birlikte azalma görüldüğünü kaydetti. Diyarbakır'ın kuş cenneti olduğunu ifade eden Kılıç, "Türkiye'de 450 kuş türünün 270'den fazlası Diyarbakır'da bulunuyor. Bu kuşların en büyük kısmını leylekler oluşturuyor. Yapmış olduğumuz araştırmalarda Bismil ilçesinde 20 kilometrelik alan içerisinde 53 tane leylek yuvası tespit ettik. Bu, dünyanın en büyük leylek popülasyonu anlamına geliyor. Bu yuvaların 42'sinde aktif olarak kuluçka tespit ettik. Her yıl üreyen yavru sayısı 110'u geçmesine rağmen son 2 yılda leylek sayısında ciddi bir azalma olduğunu gözlüyoruz. Bu yıl yaptığımız araştırmada sadece 33 yuvanın aktif olduğunu tespit ettik. Leylek sayısında azalma nedenlerini araştırmak için bölgede hayvanların davranış biçimleri ve çevre koşullarını inceliyoruz" dedi.

Küresel ısınma, çekirgeler ve keklikler 

Siirt Çevre ve Orman İl Müdürlüğü, küresel ısınmayla birlikte sayılarında artış olabilecek böceklere ve çekirgelere karşı önlem olarak 400 adet kekliği doğaya saldı. Siirt'te küresel ısınmanın etkisini göstermesiyle birlikte çekirge istilası ve zararlı böceklerin önlenmesi için kimyasal ilaç yerine biyolojik çözüm bulundu. Bölgede tarım arazilerine en çok zarar veren zararlı böceklerden 'Çekirge, tırtıl, meşe kesen' gibi böceklerin yok edilmesi için kimyasal madde kullanımı yerine doğaya keklik salınarak çözüm bulduklarını belirten Siirt Çevre Orman il Müdürü M. Hayri İlhan, "Kekliklerin 100 adedini Siirt İl Müdürlüğü'ne bağlı Batman yöresindeki tarım alanına, geri kalan 300 adedini de Siirt merkez, Kurtalan, Şirvan, Eruh, Baykan, Pervari ve Aydınlar ilçelerindeki tarım alanlarına paylaştırarak doğaya bıraktık'' diye konuştu.

24 Şubat tarihi itibariyle başlamış olan avlanma yasağının sürdüğünü belirten yetkililer, doğaya salınan kekliklerin yavrulama dönemi olduğundan avlanmadan çoğalmasının tarıma fayda sağlayacağını ifade ettiler.

Çukurove ve kuraklık 

Türk tarımının önemli üretim merkezlerinden İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kuraklık ve küresel ısınmadan dolayı rekolte düşüşü, Çukurova'da ise özellikle buğdayda rekolte artışı bekleniyor. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Halis Durmuş, kuraklık nedeniyle İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da tarımda tehlike sinyallerinin çaldığını ve üreticilerin zor durumda olduğunu söyledi.

Ankara'da, ziraat odaları başkanları ile yaptıkları toplantıda özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden gelen ziraat odası başkanlarının anlattıklarının kuraklık boyutunu gözler önüne serdiğini ifade eden Halis, şöyle konuştu: "Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kendi imkanları ile suladıkları 140 buğday tarlası haricindeki bütün tarlaların kuruduğu ve hasat yapılamayacağı belirtildi. Aynı şekilde doğada bulunan yeşil alanlarında yaz ayına girmeden kuruduğu, hayvanların otlatılamadığı anlatıldı. Gerçekten bu bölgeler çok zor durumda ancak Çukurova bu yıl kuraklıktan etkilenmedi. Aksine aldığı yağışla ürünlerde rekolte artışı bekliyoruz." Küresel ısınmayla gelen kuraklık karşısında Çukurova'nın diğer bölgelere oranla daha şanslı olduğunu anlatan Halis, şöyle konuştu: "Çukurova, yılda en az birkaç ürünün alınabildiği, katma değeri yüksek ürünlerin üretildiği, geniş ürün desenine sahip bir bölge. Ancak Çukurova'da dahi üreticiler maliyet artışı nedeniyle zor durumda. Buna bir de kuraklıkla gelen rekolte kaybı eklenince sorun daha da büyüyor. Ancak, diğer bölgelerle kıyaslanınca yine de çok büyük bir sorunumuz yok. Geçen hafta İç Anadolu ve Güneydoğu'da temaslarda bulunarak kuraklığın başladığını gördük. Bu anlamda, kıtlığı önleyecek, kuraklığa çare olacak tek bölge Çukurova'dır. Bölgemizin tarımda pilot olması ve üreticinin daha çok desteklenmesi gerekiyor." Halis, Çukurova ile özdeşleşen, katma değeri yüksek olan ve geçen yıl 35-40 bin hektar alana ekilen pamukta bu sezon ekim alanlarının yüzde 35 daraldığını, bunun yerine mısır ekiminin yüzde 25'lik artışla yoğunluk kazandığını söyledi.

Sahra 'nın çölleşme süreci 

Bir zamanlar yeşillik bir bölge olduğu bilinen Sahra Çölü'nün, sanılanın aksine birdenbire değil, yavaş yavaş bir çöle dönüştüğü ortaya çıktı. Gelecekte iklimlerin nasıl olabileceği konusuna ışık tutmak için gerçekleştirilen bir araştırmada dünyanın en büyük çölü Sahra'da muhtemelen küresel ısınmadan dolayı ani değişiklikler olduğuna dair bir ize rastlanmadığı belirtildi.Sonuçları Science dergisinde yer alan araştırma kapsamında Çad'ın kuzeyinde bulunan Yoa Gölü'nü inceleyen uzmanlar, buradaki polenleri, sporları ve su bitkilerini inceledi. Araştırma sonunda bir zamanlar yeşil bir vadi olan Sahra'nın, 6 bin yıl önce çöle dönüşmeye başladığını ve bu sürecin 2 bin 700 yıl sürdüğü belirlendi.

 

Son 10 bin yıl içindeki en büyük çevre dönüşümlerinden birini ortaya çıkaran bu araştırma sonuçları, Sahra'nın daha önce ani bir değişimle dünyanın en büyük çölü haline geldiği şeklindeki düşüncelerin de yanlış olduğu iddialarına da karşı geliyor. Belçika, Kanada, Amerika, İsveç ve Fransa'dan gelen uzmanların oluşturduğu araştırma heyetinin başında bulunan Almanya'nın Cologne Üniversitesi'nden Stefan Kropelin, "ani değişim" hipotezinin şaşırtıcı olduğunu; ancak hala kabul edildiğini söyledi.

Siverek 'te susuzluk ve kuraklık 

Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bin 250 nar bahçesinde, yaklaşık 20 bin ağacın kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kalması yetkilileri harekete geçirdi. Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Projesi kapsamında, GAP Ekoloji Tarımsal Kalkınma Derneği (GAP EKO DER) tarafından uygulanan, nar bahçelerinin sulamasında kullanılan yeraltı kaynaklarının kuruması nedeniyle bin 250 nar bahçesinde yaklaşık 20 bin ağaç kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Divan Köyünde nar bahçelerini dolaşarak çiftçilerle görüşen Siverek Kaymakamı Kemal Yıldız, nar bahçelerinin sulanması için GAP Bölge Kalkınma İdaresi tarafından geliştirilen projenin destek sunacağı söyledi.

Nar bahçelerini gezerek bilgi alan GAP Ekoloji Tarımsal Kalkınma Derneği (GAP EKO DER) Başkanı Medet Abbasoğlu ise, "Küresel ısınma ve sulamada kullanılan yer altı sularlının çekilmesiyle birlikte, bölgede bulunan nar bahçeleri kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış durumda. Nar bahçelerini kurtarmak amacıyla, 2 kilometre uzaklıkta bulunan Fırat Nehri’nden yararlanarak sulama yapılacak. Sulama projesinin bedeli 148 bin YTL'dir. Giderlerin yüzde 50'sini GAP Bölge Kalkınma İdaresi, yüzde 25'i Siverek Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV), yüzde 25'i ise nar bahçesi sahipleri tarafından karşılanacaktır. Kaymakam Kemal Yıldız ile birlikte bölgeyi gezip çiftçilerle görüştük. Yakın bir zamanda proje başlayacaktır" dedi.

Sera gazları ve küresel ısınma 

Küresel ısınmaya neden olan sera gazlarına göz ardı edilemeyecek düzeyde katkıda bulunan sığır sürülerinin bu etkisini azaltmak için bilim adamları kolları sıvadı. Avustralya-Yeni Zelanda ortaklığındaki Gramina biyoteknoloji şirketinden bilim adamaları, hem sığırların ürettiği metan gazının oranını azaltabilen, hem de çok sıcak iklimlerde yetişebilme özelliğine sahip ot yetiştirmeyi amaçlıyor.

Test aşamasında, ottaki O-metil enzimini ortadan kaldırarak, buğdaygillerin yapısal özelliklerini yok etmeden sindirilebilirliği daha yüksek ot "yaratmayı" başaran bilim adamları şimdi "Chemistry&Industry" dergisinde yayımlanan araştırmalarını hayata geçirmeyi planlıyor.

 

Atmosfer içerisinde daha etkili yalıtkanlık yaratan metan, kömür, doğal gaz ve petrolün üretim ve taşınması esnasında atmosfere katılıyor. Metan, büyükbaş hayvanlar başta olmak üzere kimi hayvanların sindirim yan ürünü olarak da ortaya çıkıyor. Ayrıca atık alanlarındaki organik maddelerin bozuşmasından da çıkabiliyor.

Toprak Dede, Hayrettin Karaca 'dan yeni kitap 

Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı Onursal Başkanı Hayrettin Karaca, yeni kitap serisini çıkardı. 'Toprak Dede' olarak bilinen ve kurduğu TEMA Vakfı ile tanınan Hayrettin Karaca'nın yeni kitap serisinde, kuraklığa ve erozyona karşı mücadele veren, mevcut bitki örtüsünün korunması ve yenilerinin yetiştirilmesi alanlarında bilgiler yer alıyor.

Kitaplarında, doğal olana sahip olmanın ne denli büyük bir ayrıcalık olduğunu ancak ülkemizde konunun sorumlusu kamu kuruluşlarında çalışan yetkililerin hatalı işler yaptığını ve bu zenginliğin değerini kavramadıklarını anlatan Karaca, "Çevre ancak olduğu gibi korunabilir, bataklığı, çalılığı, çiçek soğanları, yangın sonrası ölü ağaçları ve içinde yaşayan büyüklü küçüklü canlıları ile çok hassas bir dengeye sahip olduğu gerçeği kavranmalıdır" diyor.

 

Karaca, küresel ısınmaya bağlı olarak Türkiye'nin 2025 yılından itibaren kurak iklim kuşağına gireceğini, suyun korunması ve ölçülü kullanılmasının çok büyük önem kazanacağını ve bu amaçla yeni metotlar ve teknolojiler kullanılmasının zorunlu hale geldiğini anlatmanın yanı sıra, yapılan örnek uygulamalarla bu konuda bilinç ve beceri geliştirilmeye çalışıldığını anlatıyor.

Bitki çeşitleri ve küresel ısınma 

Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürü Halil Coşkun, ekolojik şartların değişmesinin, küresel ısınmanın kaçınılmaz bir sonucu olduğunu belirterek, buna karşı yapılacak en önemli mücadelelerden birinin, bitki florasının korunması olduğunu söyledi. Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğü'ne yeni atanan Halil Coşkun, kentte görev yapan basın mensuplarıyla tanışma toplantısı düzenledi. Orman Bölge Müdürlüğü'nün faaliyetlerini, kısa ve uzun vadedeki hedeflerini anlatan Coşkun, devam eden çalışmalar hakkında da bilgiler verdi.

Çevresel etmenlerin öneminin her geçen gün arttığını ifade eden Coşkun, dünyadaki karbon salınımının tutulduğu tek kaynağın bitkiler olduğunu, bu bitkilerin yangın ve diğer sebeplerden dolayı kaybolduğunda büyük bir problemle karşı karşıya kalınacağını belirtti. Ekolojik şartların değişmesinin küresel ısınmanın kaçınılmaz bir sonucu olduğuna dikkat çeken Coşkun, buna karşı yapılacak en önemli mücadelelerden birinin, bitki florasının korunması olduğunu kaydetti.

 

Yangın mevsimine girildiğini de hatırlatan Coşkun, tedbirin elden bırakılmaması gerektiğinin altını çizdi. Kırsal kesimlerdeki yerleşim yerlerinin ormanla iç içe olduğunu, bu sebeple yangından kaçmanın mümkün olmadığını ifade eden Coşkun, "Bize düşen görev bu yangınlar konusunda dik duruşumuz ve dinamizmimiz olacak. Yangınlara çıktığı anda müdahale edeceğiz. Yangınsız bir yıl geçmesini ümit ediyoruz” dedi.

Yangınların, büyük oranda insanların tedbirsizliği ve ihmalinden kaynaklandığını belirten Coşkun, herkesin bu konuda üzerine düşen görevi yapması gerektiğini sözlerine ekledi.